Figen Eren Logo Mimar Sinan Cad. Mimar Sinan Mah.
Zin İş Merkezi No: 53 Kat: 2 D: 5/6
Çekmeköy Ümraniye İstanbul
Tel: 0 216 640 14 44
GSM: 0 530 414 97 41
Email:   www.facebook.com/dtfigeneren

 

 
Figen Eren kimdir? Linkler Soru - Cevap
Öncesi-Sonrası Fotoğrafları Estetik Diş Hekimliği İmplant Diş Beyazlatma Dolgu ve Restorasyonlar Koruyucu Diş Hekimliği Çocuk Diş Hekimliği
S.O.S Ağrım Var Travma Ağız Kokusu
Ofis Turu
Adres Harita İlk Randevuya Gelirken

Koruyucu Diş Hekimliği

Soru    Diş hekimliği son dönemlerde yalnızca varolan problemlerin çözümüne değil, aynı zamanda problem oluşmasını önlemeye yönelik çalışmalarda da yoğunlaşmıştır.Koruyucu diş hekimliği olarak adlandırılan bu yeni branş, çocukluk döneminden başlayarak ağız sağlığının korunması ve oluşabilecek problemlerin önlenmesine yönelik çalışır.

   Ağzımız; dişlerimiz, dişetleri ve çevre dokulardan (dil, dudak, yanak, tükürük bezleri) oluşan bir bütündür.Bu sistemdeki herhangi bir aksama, öncelikle kendi içinde olmak üzere tüm vücudumuz üzerinde etkisini gösterir.

   Ağız, sindirimin başladığı ilk organdır. Bir lokmayı çiğnemeye başladığımızda başlangıçta dişlerimiz olmak üzere salgılanan enzimler, tükürük bezlerinin salgıladığı tükürük, dil ve yanakların yaptığı mekanik etkiler, sindirim organlarımızın işini kolaylaştırır.Eksik veya sorunlu dişler sonucu yapılan sindirim, midemiz ve diğer sindirim organları üzerine fazla yük binmesine ve bu organlarda rahatsızlıklar ortaya çıkmasına neden olur.

   Ama ağzımızın görevi sadece sindirim değildir. Dişlerimiz, dil, dudak ve yanaklarla birlikte konuşmamızda da etkin rol oynar. Ayrıca dişlerimizdeki şekilsel bir bozukluk estetik olarak görüntümüzü etkiler. Bu iki faktör psikolojimiz üzerinde etkin rol oynar. Herhangi birinde meydana gelen bir bozukluk psikolojik olarak kendimizi toplum içinden dışlamamıza neden olabilir.

   Dişlerimiz bebeklik dönemimizden itibaren ağzımızda etkin rol oynayan en önemli organlardır. İnsan doğasında dişlenme; bebeklik döneminde başlayan süt dişlenmesi ve çocukluk döneminden itibaren sürekli dişler olmak üzere iki periyottur.

   En sonuncusunu 12 yaş civarında kaybettiğimiz süt dişleri, toplum içindeki genel bir yanılsamaya bağlı olarak çok önemsenmemektedir. Oysa ki, süt dişlerinin çocuk beslenmesi ve gelişimindeki önemi yadsınamaz bir gerçektir.Ayrıca süt dişlerinin düşme zamanlarına kadar ağızda tutulmaları, sürekli dişlerin gelişimi ve diş dizisinde alacakları yerleri belirlemeleri açısından düşünülenden çok daha önemlidirler.

   Bu nedenle bebeklikten itibaren süt dişlerinin temizlenmesi, çocuklarımıza fırçalama alışkanlığının kazandırılması, gerekli kontroller ve tedaviler ile süt dişlerini ağzımızda tutmak önemli bir gerekliliktir.Küçük yaşlarda başlanılan rutin hekim kontrolleriyle, çocuklarımıza hem diş bakımı profesyonel olarak öğretilir,hem çocuklarımız diş hekimi fobisinden korunmuş olur, hem de oluşabilecek tüm problemler önlenir.

   Yaklaşık 6 yaşında 1. büyükazı dişinin sürmesiyle başlayan sürekli dişlenme dönemi ise artık tüm hayatımız boyunca bize eşlik edecek olan dişlerimizi oluşturur.

   Sürekli dişlerimizin çıkmasıyla birlikte ortaya çıkan önemli bir konuda, dişlerin sağlığını korumanın yanında, ağzımızdaki yerleri ve dizilimlerindeki düzendir. Özellikle estetiği ve konuşmayı etkileyen diş dizilimi, genetik veya çevresel faktörlerle normalden sapma gösterebilir. Böylesi durumlarda uzman hekimlerce yapılan ufak müdahaleler veya ciddi ortodontik tedaviler sonucu estetik bir görünüm elde edilebilir. Böylesi vakalarda diş hekimi kontrolüne başlamanın ideal zamanı 7 yaş civarıdır.

   Sürekli dişlerimizle birlikte, bizi ilgilendiren bir diğer sorumluluk da dişeti sağlığımızdır. Gerek tükürüğümüzdeki minerallerin gerekse aldığımız besinlerin oluşturduğu diş taşları dişeti sağlığımızı olumsuz yönde etkiler. Ağız kokusu, dişeti kanaması, dişetlerinde iltihaplanma gibi belirtilerle kendini gösteren dişeti hastalıkları, diş hekimi tarafından yapılan tedaviler ve etkin-bilinçli diş fırçalama sonucu rahatlıkla tedavi edilir.

   Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; dişeti problemi olan hastalarda kalp rahatsızlığı görülme oranı, dişeti rahatsızlığı olmayan bireylere göre %86 nispetinde fazladır.Ayrıca diş çürükleri sonucu oluşan iltihaplanmalar, tüm kanda sedimantasyon miktarını arttırmakta,yani bu iltihap tüm vücuda yayılmaktadır.

   Eminim ki hiç kimse; iltihaplı bir dişten dolayı, her yutkunduğunda vücudunu zehirlemek istemez veya eksik olan birkaç diş yüzünden, tüm sindirim sisteminin mekanizmasını bozmayı göze almaz.

Oysa ki çözüm çok basittir...

   Dişlerimizin sağlığı, bilinçli olarak yaptığımız ağız temizliği ile çok rahatlıkla sağlanabilir. Engellenemez bir biçimde oluşan diğer problemler (diş çürükleri, diş kırılmaları vb.), rutin olarak 6 ayda bir gidilmesi gereken diş hekimi kontrollerinde, yapılan küçük müdahalelerle çözülür. Önemsenmeyen ve küçük görülen her problem, bize çok daha uzun süre alan tedaviler olarak geri döner.Tüm vücudumuzdaki bozulmuş olan o müthiş ahengi düzeltmekse, o kadar kolay olmayabilir.

   Unutulmamalıdır ki; ağzımız ve onunla birlikte yer alan organlar, dış dünyaya açılan kapımızdır. Onun sağlığını ve bütünlüğünü korumaksa kendini önemseyen her bilinçli bireyin görevidir.




Site içeriğinde bulunan bilgiler destek sağlamak içindir.
Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez.